Reklam
Ahmet Kocabaş

Ahmet Kocabaş


Güven Ve İstikrar

03 Nisan 2018 - 13:38

Emin olmak, güven duymak ve güven duyulmak. Hz. Peygamber’e göre İslam’ın ruhu budur.

            Allah’ın isimlerinden biri ‘ el-Mümin’ yani, güven veren ve kendisine güven duyulandır.(2)

            Kur’an-ı Kerim’i Peygamber’imize getiren meleğin adı Cibril-i Emin; güvenilir Cebrail’dir.(3)

            Rahmet Peygamberi önce Muhammed’ül Emin, sonra Muhammed’ur Resulullah olmuştur.(4) Güvenilir olmak peygamber olmaktan daha önceliklidir. Bu nedenle Allaha ve Peygamber’e inananlara mü’min, yani güvenilir insan da denilmektedir.

            Peygamberimizin; “güvenilir, dürüst bir tüccarı şehitlere, sıddıklara eş” tutmuş; Kabe’nin bulunduğu bölgeyi “güvenlikli bölge” ilan etmiştir.(5)

            İstiklal Harbi’nde düşmanın patlayan top sesleri arasında Mehmet Akif İstiklal Marşı’nı yazmış ve bu millet’e güven vermek için sözlerine: “Korkma” diye başlamıştır.

“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;”

Bu Millet birbirine inanmış, güvenmiş ve el ele, gönül gönüle vererek bu ülkeyi kurtarmıştır.

Ya bugün:

Düşmandan bile korkmayan bu Millet, bugün birbirinden korkar, birbirine güvenmez hale gelmiştir…

“Kâh irtica her an hortlayabilir diye…

Kâh bu kış kominizim gelecek diye…

Kâh Cumhuriyet elden gidiyor diye (korkup duruyoruz.)”

Her kuşağa bu korkular demetinden bir dehşet payı düştü.

            Komünistler, mürteciler, bölücüler, misyonerler sırasıyla kâbusa dönüştü. Upuzun bir korku tünelinin allı yeşilli kostümlerine bürünen ve sık sık zuhur eden ecinnileri gibi bizi korkudan korkuya sürüklediler…” (6)

            Korkularımız devam ediyor…

Kimimiz “ Türbanlılar çoğalıyor, laiklik elden gidiyor” diye korkuyor; kimimiz de “Din elden gidiyor, ülke bölünüyor, istikrar bozuluyor,”diye korkuyor. “Sermaye kaçar” yâda “borsa düşer” diye korkanlar da var… “Kimine göre” Arazilerimiz yağmalanıyor, misyonerler altımızı oyuyor, rejim tehdit ediliyor.

Geliyorlar!” (7)

“Maalesef kendimizi vurmayı seviyoruz; biz de böyle bir damar var.! 1970ler’de Almanya’daki Türk işçilere “Türkiye’ye para göndermeyin iktidarın işine yarar” diye propaganda yaparlardı! İktidar partisine zarar vermek için Türkiye’ye zarar verirlerdi!

            Abdulhamid’e suikast düzenleyen Ermeni teröristini “Ey şanlı avcı!” diye alkışlamadık mı?(8)

“Nicedir meselelerimizden değil; kimliklerimizden bahsediyoruz… Açık vaatleri değil; gizli niyetleri sorguluyoruz… Yeni programları değil, eski beyanları deşiyoruz… Korkuları kaşıyanlar, korkularla yaşayanlar yarışıyor.

            Halkın vereceği oydan da korkuyoruz. Seçmen yanlış karar veri diye, çoğunluk tahakküm kurar diye kaygılanıyoruz.

            Despotik bir yönetim korkusuyla, despotizmi önler zannıyla, güçlü despotlar bekliyoruz…(9)

Olamaz böyle bir şey!..

“Hangi damarımızı keseceğiz?!

Sırf Kemalistlerden, sırf İslamcılardan, sırf Türkçülerden, sırf Garpçılardan, sırf Sosyalistlerden ibaret kalacak bir Türk kültürü ne kadar yavan olurdu!”(10)

Neden farklılıklarımızı bir zenginlik olarak değerlendiremiyoruz? Niçin ön yargılarımızın kurbanı oluyoruz?

“Oysa ecele faydası olmayan korkuların bize hiç fayda etmeyeceği, temelinde korku olan bir rejimin  uzun sürmeyeceği ortada…

Cumhuriyet’in artık geri dönülemiyecek kadar sağlamlaştığını, onu ancak buna inançsızlığın ve fuzuli korkuların boğabileceğini görmemiz gerekir…”

“ Bir toplumda sevgi, saygı ve güvenin azalması, sosyal ilişkileri düzenlemeyi zorlaştırır. Bireyler arasında kavgaların artması, toplumsal huzurun bozulması sonucunu doğurur. İnsanları yalnızlığa iter. Ekonomik arası kavgaların artması, toplumsal huzurun bozulması sonucunu doğurur. İnsanları yalnızlığa iter. Ekonomik hareketlilik azalır.’’(12)

Dünyanın en huzurlu ülkeleri sıralamasında Norveç birinci, Yeni Zelanda ikinci…100 ülke içerisinde Irak sonuncu, Türkiye 92.

Neden Türkiye 92. sırada..?

Niçin huzuru az olan bir ülkede yaşıyoruz?

Bu millet bunu hak etmiyor!..

Artık bu Millet’e güvenmeliyiz, toplumumuza inanmalıyız. Hayali iç ve dış düşmanlar üreterek bir yere varamayız. Hukuk önünde suçlu insan olabilir, kanun onun cezasını verir. Ama düşman icad edilemez.

Sözlerimi ilahi vahyin ölümsüz ifadeleri ile bitiriyorum: Kur’an-ı Kerim diyor ki:

‘’Allah şöyle bir şehri örnek verdi: O şehir huzur ve güven içinde idi; böylece her yerden rızkı bol bol geliyordu. Sonra Allah’ın nimetine nankörlük ettiler.(huzur ve güvenlerini bozdular.) Bunu yaptıklarından ötürü de Allah o şehre açlık ve korku elbisesi giydirdi.’’(Nahl 16/112)

Allah çok açık söylüyor:

Güven kalkar, huzur bozulursa; açlık, kıtlık ve korku başlar. Sonra da esaret ve sefalet…

Allah daha ne desin?!

Cumanız mübarek olsun!

YORUMLAR

  • 0 Yorum