HÜR DÜŞÜNCEYİ KEŞFEDEMEMEK
Reklam















  • Reklam
Ali Osman Kıraş

Ali Osman Kıraş

HÜR DÜŞÜNCEYİ KEŞFEDEMEMEK

28 Kasım 2018 - 11:48
Reklam

“Batılılaşma maceramızın başladığı ilk günden bu yana attığımız adımları dikkatle izlediğimizde, bir yerlerde bir yanlış yaptığımızı şimdi daha iyi anlıyoruz.. Zira biliyoruz ki ilim ve ahlak birbirini tamamlayan iki disiplindir.” Yani ilim ve ahlak aynı kökten çıkmışlardır. İlmin temelini oluşturan felsefi düşünce otoriteye karşı bir duruşu anlatır. Batıdaki ilim ve hakikat yürüyüşü otoriteye karşı duruşu sayesinde bugünkü gelişmeleri sağlayabilmiştir.”

“Eğer Batı’nın ilmini ve tekniğini alırken, esas itibariyle bu gelişmelerini sağlayan ahlaki ve felsefi disiplini de alabilseydik, belki de bilimsel anlamda önemli gelişmelerin altına imza atabilecektik. Ama ne yazık ki biz cazibeye kapıldık ve sadece kavanozu dışardan yalamayı tercih ettik.” 19 Kasım 2018 tarihli yazısında M. Ocaktan böyle diyor ve devam ediyor. Aynen katılıyorum.

“Bu yüzdende esas itibariyle ilme hayat veren hür düşünceyi maalesef hiçbir dönemde gerçek anlamda içselleştiremedik. Öyle dönemler yaşandı ki, ilmi bir ibadet olarak kabul eden dinin mensupları bilimsel gelişmelere, yeni teknolojilere karşı adeta bir “iman-küfür” söylemiyle vicdanları tazyik altına alarak ilimle dini çarpıştırdılar.” Diyor.  Ben ce de…

Yani din adamlarımız öyle yanlışlar yaptılar ki “ ilimle din birbirinin zıddı gibi gösterildi” diyor. Halbuki “ilim Çin’de de olsa gidip öğrenin” ve  ilk emri “oku” olan bir dinimiz olmasına rağmen.

Devam ediyor M. Ocaktan;

“Talihsizliğe bakın ki bunca tecrübeye rağmen ve dünyadaki bilimsel gelişmelere rağmen, aynı TAHAKKÜMCÜ ZİHNİYETLE akademik dünyanın bilim üretmesinin yegane teminatı olan ÖZGÜRLÜK İKLİMİNİ KİRLETMEYE devam ediyoruz. Maalesef dün siyasi düşüncesine, fikrine tahammül edemediğimiz bilim insanlarının önüne hangi engelleri koyuyorsak, bugünde bizim gibi düşünmedikleri, “biz”den olmadıkları gerekçesiyle bilim insanlarının hürriyetlerini tahdit etmekte bir beis görmüyoruz. Yani DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK, kutsal otorite ilmi tekamülü kontrol etmeye devam ediyor..” 

Evet,  evet bence batı cephesinde, doğu cephesinde, kuzey, güney tüm cephelerde değişen bir şey yok. Her zaman olduğu gibi tahakkümcü zihniyet tüm özgürlük iklimini boğmaya, yok etmeye kirletmeye devam ediyor.

Yine M. Ocaktan şöyle devam ediyor;

“İmam-ı Azam gibi büyük bir idealist, din adamı zulme hizmetkar olmamak için sopa altında can verirken Allah’a söz veren vicdaniyle hareket etmeyi göze alabildiği halde bugünün sözde din adamları mütemadiyen her çeşit iktidarla uysallık senetleri imzalamaya devam eden Makyavel’lerdir diyor. Dünyada siyaset yapmayacak iki kuvvet varsa biri din, öbürü ilim olmak lazım gelirken günümüz din ve ilim adamlarının siyasete gönül vermeleri onları sefil vicdanlara uşak yapmıştır. Hal bu ki bir zamanlar bu ilim ve din adamlarının karşısında dünya hakimiyeti kurmuş Yavuz ve Kanuniler bile eğilir, saygı gösterirlerdi.” Diyerek bitiriyor. M. Ocaktan 19 Kasım 2018’de. Maalesef şimdikiler  okumuşları değil  sadece cahil halkı kutsuyorlar.

Evet maalesef özgürlük iklimi yoksa, kutsal otorite herşeyi kontrol ediyorsa ilim adamları da, din adamları da maalesef ama maalesef bu sefil vicdanlara uşak olmaktan öte geçemiyor. Bugünde yaşanan gerçekler budur. İlim otoriteye başkaldıramıyorsa, şüpheci değil ise ilim değildir. Biz hala hür düşünceyi keşfedemedik. Üzgünüm…. İnşallah sonumuz  hayrolur.

 

Aşınız katıklı ve sıcak, hayatınız onurlu ve özgür olsun.

Sevgiyle dolun, sevgiyle  kalın.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar