Ne Mutlu Turkum Diyene!
Çan Kazdağları Maden Kaplıcalar Termik Seramik

9 Eylül 2010

5 Temmuz 2010

Doğuya Sürgün

“Vatanımın doğu kesiminde var olan PKK bataklığı ve bataklığı kurutmak yerine sinekleri öldürmeye çalışanlar üzerine…”

Bizler batıda batırdığımız uygarlığı, doğuda yeniden doğurmuşuz doğurgan analardan! Güneşin batışıyla doğuşu o gün denk düşmüş...

Batıda bir uygarlık batarken, aynı anda bir başka uygarlık doğudan doğmuş ve bugünlere çiçek açmak üzere Anadolu'nun bereketli topraklarından filizlenmiş.

Batıda bir kalemde milletim üveyleştirilirken, doğuda Anadolu yeniden vatan doğurmuş halkıma! Kurtuluşun destanını tarihe, nakış nakış işleyerek nasırlı ellerle... Kardeşlerin zaferi konulmuş adına. Türk topraklarında, bu bayrağın altında yaşayanların, aslı ne olursa olsun Türk halkının kurtuluş destanıymış. Kürdün, Türk’ün, Çerkez’in, Laz’ın…

Şair Külebi’nin kaleminden beyaz sayfalara uzanan hislerini bugün yeniden duyar gibiyim;

Çemişkezek'te, Patnos'ta, Malazgirt'te doğanlar!
Malazgirt'e, Çemişkezek'e, Patnos'a gitmezseniz
Çocuklarınız öksüz kalır, yetim kalır!

Bugün sızlatarak Şair Külebi'nin kemiklerini, asıl vatanında, Anadolu'da, ana kucağında yetim kaldı çocuklar! Şayet doğuya sürgün edilirse birkaç soytarı, üvey bir anaya kavuşacaklar!

Kurtuluş zaferinin Halil İbrahim sofrasında Anadolu’nun her köşesinden bir çorba, her milletten bir tuz bulunması, tadı damaklarda bırakmış, Anadolu’yu ise baş tacı yapmıştı. Bu enfes lezzeti unutamayanlar yeni Türkiye'de evvela bu topraklara koşacak, görevlerini aşkla yerine getireceklerdi. Doktorlar, yazarlar, yargıçlar, savcılar, öğretmenler, şairler ve sayısına kalem kâğıt dayanmayacak gönül adamı... Hepsi birer birer doğdukları topraklara, Anadolu’ya koşacaklardı, anaların bağrına!

Bingöl'ün er öğretmeni Ahmet Say "Bingöl Hikayeleri" ile doğu topraklarında Türk edebiyatına can veriyordu. Ferit Edgü "O" adlı eseri ve "Hakkari'de Bir Mevsim" le o topraklardaki her mevsimin tadını işliyordu sayfalara. Bilmeyenlere, gitmeyenlere, görmeyenlere o günlerde Salahattin Şimşek'in zap suyuyla beraber sayfalara akan duygularıyla işlediği "Hakkari Dedikleri" adlı yapıtı cevap veriyor bugün. "Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya" diyen o ses, Ceyhun Atuf Kansu'nun dizeleri haykırırcasına seslenecekti aydınlıktan karanlığa, doğudan batıya;

Ben bir günde yirmi üç çocuk ölünün,
Gömüldüğünü gördüm bu köyde kızamıktan,
Ya siz ne gördünüz, söyleyin, söyleyin;
Bir şey söyleyin, bir şey söyleyin uzaktan.

Öyle yürekleri vardı ki, kendi mutlulukları şöyle bir dursun, evvela vatandı, vatandaştı mutlu olması icap eden.... Cumhuriyetin coşkusu apayrı bir hava katıyordu davalarına.
Rıfat Ilgaz'ı Yozgat illerine sürüklemişti görev aşkı. Necip fazıl denizin öptüğü kent Trabzon'da soluğu almıştı. Ahmet Kutsi Tecer Cumhuriyet'in 10. Yılına coşkusunu Sivastan katıyor, batıda karanlığa karışmış Aşık Veysel ve Aşık Ali İzzet gibi unutulmuş iki ozanı doğuda güneşi armağan edercesine yeniden sunuyordu vatanına. Ahmet Hamdi Tanpınar aşık olmuştu Anadolu illerine, içlerinden zor bela seçtiği beş tanesini "Beş Şehir" adlı yapıtıyla anlattı sevgiliden bahsedercesine. Bir yarıştı, tutkuydu doğu illerine emek vermek, alın teri dökmek o kutsal topraklara. Sürgün değil, armadağandı görevleri! Onlar "vatana hizmet aşkı" suçundan hüküm yemiş, haritadan yer beğenip sürgün etmişlerdi kendi kendilerini, doğuya, Anadoluya...








Lütfen tüm alanları doldurun. Girdiğiniz bilgiler kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.







Lütfen tüm alanları doldurun. E-mail adresiniz kesinlikle yayınlanmayacak, başka bir amaçla kullanılmayacaktır.

Yazarın Önceki Yazıları

Biga Prefabrik